Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçenlerde sosyal medyada gezinirken bir videoya denk geldim; videodaki genç kızın anlattıkları aslında hepimizin bildiği ama yüzleşmekten kaçtığı bir memleket gerçeği…

Videodaki kızcağız vakıf üniversitesinde tam burslu okumuş. Beslenme ve Diyetetik (İngilizce) bölümünden 3.70 gibi harika bir ortalamayla daha yeni mezun olmuş. Geçenlerde bir iş görüşmesine gitmiş, tahmin edin ne teklif etmişler? Asgari ücret! İşe gitmek için en az iki vasıta değiştirmesi gerekiyormuş, yol parasını falan düşününce elinde avucunda hiçbir şey kalmıyor. Haklı olarak isyan ediyor; “Hazırlıkla beraber 5 senemi verdim, gecemi gündüzüme kattım, ben neden okudum ki?”

Gerçekten bir gencin bu çaresizliğini izlemek insanı derinden üzüyor.

Ancak olayın bir de başka boyutu var. Buradan anne babalara seslenmek istiyorum:

Bu ülkede maalesef gereğinden fazla, hiçbir vasfı olmayan üniversite ve bölüm açıldı. Gerçekte devasa bir ara eleman ve meslek sahibi açığımız varken, sizler çocuklarınıza zorla, sırf “üniversite okudu” desinler diye abuk subuk bölümler okutuyorsunuz. Okul bitince de “devlet benim çocuğumu atasın” diye kapı aşındırıyor, eşe dosta “bizimkine bir iş” diye baskı yapıyorsunuz. Ama çocuğunuzun aslında niteliksiz, piyasada karşılığı olmayan bir bölümden mezun olduğunu kabul edemiyorsunuz. Neden? Çünkü meslek öğreneni, sanayide çırak olanı hakir görüyorsunuz!

Bugün evinize çağırdığınız bir ilaçlamacı 3 saat çalışıp 5-10 bin TL yevmiye alıyor. Gündelikçi bir yardımcı kadın çağırsanız günlük 4 bin TL istiyor. Gidin bizim Nazilli’de sanayiye bir bakın; oradaki işçilerin, ustaların ne kadar kazandığını bir sorun. Berberler bile artık randevuyla, sırayla çalışıyor! Ama yok, siz bu işleri çocuklarınıza yediremiyorsunuz. Hepinizin çocuğu çok özel çünkü… Eskilerin çok güzel bir lafı vardır: “Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?”

Gençlere de bir çift sözüm var:

Üniversite diploması tek başına kimseyi kurtarmıyor artık çocuklar. Gerçekten nitelikli, istisna bölümleri tenzih ediyorum ama birçoğunuz o okullara meslek öğrenmeye değil; vakit öldürmeye, gezmeye, tozmaya, alem yapmaya gidiyorsunuz. Mezun olup iş bulamayınca da “dayım yok, amcam yok, yandaş değilim” diyerek topu başkalarına atıyorsunuz. Kendi donanımsızlığınızla yüzleşmek işinize gelmiyor. Aklınızı başınıza alın; kendinize bir vasıf katmadığınız sürece o diplomanın bir kağıt parçasından farkı yok.

Son olarak devletimizin yetkililerine de bir çağrım var:

Lütfen artık şu düşük puanlı, gereksiz bölümlerin hepsini kapatın. Ön kabulle girilen tabela üniversitelerine kilit vurun. “Herkes üniversite okusun” politikası maalesef iflas etmiştir. Bütün ağırlığı meslek liselerine, mesleki eğitime vermemiz gerekiyor. Aksi takdirde, gencecik çocuklarımız tıpkı bu videodaki kızımız gibi hayal kırıklığına uğruyor, emekleri boşa gidiyor ve sisteme küsüyorlar.

Bu yanlış düzene artık bir dur demenin vakti geldi de geçiyor!

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım…

Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?
0