Gelişmişlik, eğitimin başarısıyla gerçekleşir. Eğer eğitim sisteminiz doğru yolda ise, devlet de doğru yolda demektir.
İnsan bir cevherdir. Onu işleyemezseniz, hiçbir işe yaramaz. Ama onu uygun bir metotla işlerseniz, harikalar yaratır.
Her maden her alanda kullanılmaz. Her madenin insan hayatında farklı bir yeri vardır. O yeri doğru tespit eder ve o yönde işlerseniz, insanların refahına katkıda bulunmuş olursunuz.
İnsan da her alanda faydalı olamaz. Her insanın doğuştan gelen bazı melekeleri vardır. Bu melekeyi doğru ve erken keşfeder de o yönde gelişimini sağlayacak bir eğitim verirseniz, dünya çapında etkili hizmetler yapacak bilim adamları yetiştirebilirsiniz.
Malın değerini pazar bilir. Çocuğun değerini okul bilir. Okullarımız çocuklarımızın kabiliyet ve istidatlarını en erken yaşlarda tespit edip, onu geliştirecek programlarla eğitebilirse millet olarak çok güzel işler yapabilir, toplumsal refah ve kalkınmamızı hızlandırır, dünyaya örnek bir millet haline gelebiliriz.
Kendine güvenen bir devlette özel okullar devlet okullarının önünde olamaz. Özel okullar devlet okullarının hızını kesen, sınıf başarısını takip edemeyen ve özel ihtimam gereken öğrenciler için olabilir. Yani, en iyi eğitimi devlet vermeli, verebilmelidir.
Devletin imkanından daha geniş imkanı olan bir organizasyon olabilir mi? Devlet aklından daha yüksek akıl olabilir mi? Eğer olursa o devlet güçlü devlet olabilir mi?
Toparlayacak olursak, eğitim için okullar şart, devlet için de eğitim şarttır.
Eğitim, toplumun ihtiyaçlarına göre şekillendirilmeli, çeşitlendirilmelidir.
Gençlerimiz, kabiliyet ve istidatlarına göre yönlendirilmelidir.
Eğitim içerisindeki herkes, devleti güçlendirmek, milleti birleştirmek, toplumsal refahı yükseltmek için çalışmalıdır. Buna aykırı hareket eden hiçbir kişiyi eğitim içerisinde tutmamak gerekir.
Eğitimin en önemli unsuru öğretmendir. İyi bir öğretmen, kötü bir eğitim sisteminde de harikalar yaratabilir. Kötü bir öğretmen, iyi bir eğitim sisteminde de iyi sonuçlar alamaz.
Öyleyse, önce öğretmen devletini, milletini, insanını, kültürünü, tarihini, örfünü, töresini aşk derecesinde sevecek ve kendi millet değerlerinin idealisti olacak.
Sonra eğitim sistemi, toplumsal fayda üzerine kurulu olacak. Toplumsal fayda sağlamayan bir sistem, boşu boşuna enerji harcayacaktır.
Çok diplomalı insan yerine eğitimli, vasıflı, faydalı iyi insanı hedeflemeliyiz.
Çok okul yapmayı değil, kaliteli okul yapmayı, çok insanı sıralara oturtmayı değil, ilgili insanı uygun sıraya oturtmayı, çok şey bilen değil, faydalı şeyleri bilen insanı hedeflemeliyiz.
Bazen iyi yetişmiş bir insan, milletinin kaderini güzelleştirebilir. Bazen kötü yetişmiş bir insan da milletinin kaderini çirkinleştirebilir. Son dönemdeki bir örnek bunun açık teyididir.
Selçuk Bayraktar savunma sanayiinde ülkemizin gururu haline gelmiştir.
Umudumuz her alanda birer Selçuk Bayraktar’ın çıkmasıdır.
Eğer sağlıkta, tarımda, kültürde, sanayileşmede, siyasette birer Selçuk Bayraktar gibi öncü dahi çıkartabilirsek, işte o zaman “bu asra damgamızı vurabiliriz” demektir.

