Her yıl benzer cümleler duyuyoruz:
“Yaza kadar birkaç kilo vereyim.”
“Biraz hareket etmiş olmak için spora başlayayım.”
Bu niyetler anlaşılır. Fakat spora başlamak için yazı beklememize gerek yok. Sonbaharın serinliği de ilk adımı atmak için güzel bir fırsattır; kışın, ilkbaharın ve yazın da kendine özgü hareket imkânları vardır.
Her mevsim spora başlamak için uygundur, her mevsimde yapılabilecek bir spor bulunur.
Asıl mesele hangi mevsimde başladığımız değil, mevsimler değişirken sporu hayatımızda tutabilmektir. Sporla ilişkimizi yalnızca tartıdaki bir sayıya ya da kısa süreli bir hedefe bağladığımızda, bedenimizin her yaşta ihtiyaç duyduğu sürekliliği gözden kaçırıyoruz.
Spor yalnızca kilo vermenin aracı değildir. Çocuklukta hareket becerilerini ve özgüveni geliştirmek, yetişkinlikte günlük yaşamın yükünü daha rahat taşımak, ileri yaşta gücü, dengeyi ve bağımsızlığı korumak için de hareket ederiz. Dünya Sağlık Örgütü’nün fiziksel aktivite kılavuzu, düzenli hareketin kalp ve damar sağlığı, uyku, ruh sağlığı ve bilişsel sağlık açısından yararlarını ortaya koyuyor. Bu kazanımların çoğu tartıda görünmez.
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus’un sözüyle: “Her hareket önemlidir.”
Mükemmel programı bekleyip hiç başlamamak yerine yürüyebilir, bisiklete binebilir, bahçede çalışabilir ya da bir arkadaşımızla tenis oynayabiliriz. Hareketin tek bir biçimi yoktur; önemli olan onu yaşamımızda tekrar eden bir yere koymaktır.
Ölçümüz yalnızca “Bugün kaç kalori yaktım?” olursa spor kolayca geçici bir görev hâline gelir. Daha kalıcı bir soru şudur:
“Hangi hareketi yıllar sonra da severek yapabilirim?”
Kimi yürümeyi, kimi yüzmeyi, kimi takım oyunlarını, kimi tenisi seçer. Bize keyif veren ve hayatımıza uyabilen bir branş, devam etmemizi kolaylaştırır. Çocukların sporla oyun içinde tanışması da bu yüzden değerlidir: Amaç yalnızca bugünün antrenmanını tamamlamak değil, hareket etmeyi sevecekleri bir yaşam kurmalarına yardımcı olmaktır.
Bu ihtiyaç dünya çapında da görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün yayımladığı verilere göre yetişkinlerin yaklaşık yüzde 31’i, yani 1,8 milyar kişi, önerilen fiziksel aktivite düzeyine ulaşamıyor. Örgüt yetişkinlere haftada 150–300 dakika orta yoğunlukta hareket ve en az iki gün kas güçlendirme çalışması öneriyor. Bu sayılar bir gecede ulaşılması gereken hedefler değil; düzenli alışkanlık kurarken yönümüzü gösteren ölçülerdir.
Daha az hareket etmek de hiç hareket etmemekten iyidir.
The Lancet’te yayımlanan I-Min Lee ve arkadaşlarının araştırması, hareketsizliğin dünya genelindeki önemli hastalıkların yüküne katkısını incelemişti. Bu çalışma bize şu soruyu sorduruyor:
Hareket etmek için neden kilo almayı, rahatsızlanmayı veya yeni bir yılı bekleyelim?
Spor, hayatımıza yalnızca bir sorun ortaya çıktığında giren dönemsel bir uğraş olmamalı.
Nazilli’de bu kültürü birlikte büyütebiliriz. Okuldan sonra oynayan çocuk, iş çıkışı yürüyen yetişkin, haftada birkaç kez raket tutan arkadaşlar ve yaşına uygun denge çalışması yapan büyüklerimiz aynı hareket kültürünün parçalarıdır. Herkesin aynı hızda veya aynı sahada olması gerekmez. Herkes kendine uygun bir yol bulabilir.
Spora başlamak için bugün bir tarih seçebiliriz. Onu bitireceğimiz bir tarih koymamıza ise gerek yok. Spor bir mevsimlik proje değil, ömür boyu süren insani bir ihtiyaçtır.
“Ne kadar sürede kilo veririm?” sorusunun yanına bir soru daha ekleyelim:
“Yıllar sonra da severek nasıl hareket ederim?”

