Bu söz ilk söylendiği zaman MHP söylemi diye sahip çıkmayı hiç düşünmedim. Bugün, gerçekten bu söylemin anlamına dikkat edilmesi gerektiğine inanıyorum…
Kendimizde değiliz, efsunlanmış gibiyiz.
Dün sade bir vatandaşla konuştum. Yaşama mücadelesinden bunalmış bir arkadaş… “TOGG diye övünüyorlar, ben ne zaman TOGG sahibi olabilirim ki? Benim için TOGG mog anlamsız!” diyor.
“Abim”, dedim ve ekledim: “TOGG yokken, bu TOGG alan insanlar ne alıyorlardı, neye biniyorlardı? Mercedes. Sen ne zaman Mercedes alacaksın ki?”
İnsanlar sanıyorlar ki;
Türkiye TOGG yapınca halka bedava dağıtılacak.
Türkiye petrol, doğalgaz çıkarınca benzin mazot, doğalgaz bedava yapılacak.
Böyle bir şey mümkün mü?
Almanya’da herkesin Mercedes’i mi var?
***
Sosyal medyada konuşulanları izliyorum, kimsenin bir ayarı yok.
Bir milletten bin millet çıkartmışlar. Hangi birini anlatayım ki?..
Millet; kalbi ayni duygularla atan, beyni aynı hedefe odaklanmış insanlar topluluğudur.
“Biz büyük milletiz” diyoruz da aynı duyguları yaşayan, aynı hedefe odaklanan insan sayısı kaç acaba?
Haydi, insanları bir kenara bırakalım.
İktidara, devlete bakalım.
Azerbaycan kardeş ülke diyoruz, değil mi? Hadi, git bakalım gidebiliyorsan. Yunan adalarına kapıda vize var, Azerbaycan’a yok. Avrupa’da 33 ülke arasında ne sınır var ne gümrük. Hepsi ayrı ayrı devlet ama insanlar koskoca coğrafyada özgür. Biz ise bir ilden diğer ile giderken bile bazı yerlerde çevirmelere takılıyoruz. Kardeş ülkelerle ise kale duvarları gibi gümrükler var.
***
Azerbaycan ile kardeşiz dedik ya… Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ile gönül birlikteliğimiz var ya, Turan kuracağız ya…
Bu coğrafyalardan Türkiye’ye gelenlere birçok engeller koymuşuz.
Onlar Rusya’dan ayrıldı, kurtuldular ya. Avrupa Birliği gibi BDT adı altında, istedikleri yere kolayca gidebiliyorlar. Türkiye’ye gelmek zor, Rusya’ya gidip gelmek kolay.
Bu nasıl iş birliği?
***
Suriye bizim. Trump da dedi: “Siz aldınız Suriye’yi, helal olsun.”
Hadi bir gidin Suriye’ye. Veya hadi Suriyeli biri gelsin Türkiye’ye. Veyahut da Suriye’den zamanında sığınmacı olarak gelen biri Türkiye’de SSK’lı olsun, okullu olsun. Görsün başına neler geleceğini?
Ümit Özdağ işaret fişeğini çaktıktan sonra Türkiye’nin Suriye’deki sığınmacılara tavrı değişti.
Sadece onlara değil; Afganlara, Azerbaycanlılara, Özbeklere, Türkmenistanlılara, Kırgızistanlılara… Hepsine karşı görünmez duvarlar çekiverdik bir anda.
Neden? Ümit Özdağ konuyu kaşıdı ve kışkırtıcı bir siyasete başladı diye mi?
Bu tavır Rumlara var mı? Yok.
Bu tavır çifte vatandaş İsraillilere var mı? Yok.
Bu tavır Ukraynalılara var mı? Yok.
Ama kardeş ülkelere var.
***
Suriye’ye gittiğinizde Türk telefon hattınız çöp. Ne navigasyon çalışıyor ne de görüşme yapabiliyorsun. İlla ki, yeni bir Suriye hattı alacaksınız. Orada Yandex alt yapısı var, yani Rus.
Nasıl olacak iletişimimiz?
Yirmi yıl kaynaştık, kucaklaştık. Dostluklar kurduk. Şimdi onlar Suriye’ye gitti. Bu dostluğun meyvesini alacağız sözde ya. Nasıl olacak bu iş? İletişim koptu. Sınırların duvarları yükseldi. Geliş gidişler zorlaştı. Sen yoluna, biz yolumuza demiş gibi olduk.
Neden bu uzaklaşma devam ettiriliyor?
Neden iletişim ağları bir anda kesiliveriyor?
Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Yüz yıl önce ayırmışlardı bizi birbirimizden. Tarih tekrar bizi kucaklaştırdı. Şimdi yeniden ayrılıyoruz. Hem de kardeşlik türküleri söyleye söyleye.
Kardeşim!
Dil birliği olmazsa dostluklar zayıflar.
Din birliği olmazsa dostluklar dağılır.
Eğer biz büyüyeceksek, gönül coğrafyamızın kapılarını sonuna kadar açmalıyız ve aynı dili konuşmalıyız.
Kilitli kapılarla, sağır kulaklarla, yabancı türkülerle dostluklar sürdürülemez!..

