Nazilli Belediye Meclisi ekim ayı ilk toplantısının ikinci oturumunda yaşananları hem basından okuduk hem de toplantı kayıtlarından kendi gözlerimizle izledik. Ortada sadece bir makam aracının, yerli otomobilimiz Togg’un satışı meselesi yok; aynı zamanda tahammülsüzlük, çelişkili açıklamalar ve meclis üyelerine parmak sallayan antidemokratik bir yönetim anlayışı var. Bana göre Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik, bu sürecin başından sonuna kadar tamamen haksız bir konumdadır.
İKİ YIL SATILMAYACAK ARACIN YETKİSİ NEDEN ŞİMDİ ALINIYOR?
Başkan Tetik, MHP’li Meclis Üyesi Serkan Aksoy’un “Garantisi olan aracı neden satıyorsunuz?” şeklindeki son derece haklı ve mantıklı sorusu karşısında köşeye sıkışmış görünüyor. Aracı satma gerekçesi olarak Togg’un iki aydır tamirhanede olmasını gösteriyor. Ancak en büyük mantık çöküşü bizzat kendi kurduğu şu cümlede gizli: “Biz şimdi satış yetkisi alsak bile iki sene boyunca bu aracı satmayacağız.”
İnsanın aklına doğal olarak şu soru geliyor: “Madem bu aracı iki yıl daha satmayacaksınız, o halde neden yangından mal kaçırır gibi satış yetkisini bugün meclisten, üstelik gerilim yaratarak geçiriyorsunuz?” Ortada garantisi devam eden bir araç var. Bir belediye başkanının görevi, garantisi olan kamu malının sorunlarını yasal yollarla ve garanti kapsamında çözmektir; sorun çıktı diye apar topar elden çıkarmaya çalışmak değil.
”SUSACAKSIN!” DİYEN BİR TEMSİL ANLAYIŞI KABUL EDİLEMEZ
Başkan Tetik’in haksız olduğu diğer ve belki de en önemli konu ise meclisi yönetme biçimi ve üslubudur. Belediye meclis üyeleri, tıpkı belediye başkanı gibi halkın oylarıyla seçilmiş, o mecliste halkı temsilen bulunan kişilerdir. Ancak videodaki kayıtlara baktığımızda, Başkan’ın eleştiriler karşısında kontrolünü kaybederek meclis üyelerine karşı; “Seninle mi konuştum? Avukatı mısın? Sana söz vermiyorum! Susacaksın! Söz isteyip konuşacaksın beyefendi!” şeklinde bağırdığını ibretle izliyoruz.
Kendi meclis üyesine “Başkan yetkilerimi kullandırtmayın” diyerek üst perdeden tehditkâr konuşmak ve “Vermiyorum sana söz!” diyerek sesini bastırmaya çalışmak, haklılığın değil; eleştiriye tahammülsüzlüğün ve argüman eksikliğinin göstergesidir. Serkan Bey’e destek veren bir başka üyeye “Onun avukatı mısın?” diye çıkışmak, meclisteki dayanışma ve temsil ruhunu hiçe saymaktır. Meclis üyeleri “Serkan Bey bizi temsilen konuşuyor” demesine rağmen Başkan’ın sükuneti sağlamak yerine gerilimi tırmandırması büyük bir liderlik zafiyetidir.
HEDEF SAPTIRMA VE HAMASETE SIĞINMA
İşin idari ve teknik kısmı sorulduğunda Başkan’ın aniden “Derdiniz milliyetçilikse ben sizden daha milliyetçiyim” diyerek konuyu şahsileştirmesi ve hamasete dökmesi ise klasik bir hedef saptırma taktiğidir. Mecliste kimse kimsenin milliyetçiliğini tartmıyor; halkın parasıyla alınmış milli bir aracın neden satılmak istendiği soruluyor. Konuyu geçmiş dönemlere getirip “Keşke bu soruları daha önceki dönemlerde… sorsaydınız” demek, “Benim yaptığım yanlışı geçmiştekilerle örtbas edin” demekten başka bir şey değildir.
Sonuç olarak; Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik, gerek iki yıl satmayacağı aracın yetkisini bugün zorla almasındaki mantıksızlıkla, gerekse kendisine soru soran seçilmiş meclis üyelerine bağıran, onları azarlayan ve “Susacaksın” diye emreden anti-demokratik tavrıyla haksızdır. Başkanlık makamı, ses yükselterek otorite kurulacak bir yer değil; kamu malının hesabının sükunetle, mantıkla ve nezaketle verileceği yerdir.

