“Butlan” (yani hukuken geçersiz, yok hükmünde) kavramı üzerinden, Nazilli’deki bu ilçe başkanı atamasını hem hukuki hem siyasi etik hem de örgüt ahlakına uygun bulmadığımı aslında toplumda da hiçbir karşılığının olmadığını vurgulamak isterim.
103 yıllık büyük bir çınar olan bu büyük partide selden kütük kapan bu fırsatçılarla aynı yolda yürümem mümkün değildir.
Aydın’da, Nazilli’de yok hükmünde bir atama olan bu kararın demokrasilerde anlamı “butlanla gelen fırsatçılar halk tarafından şutlanarak” gönderilir.
Tepeden inme kararlarla, Nazilli sokaklarının sesini duymayan bu zihniyettekiler, aslında demokrasiye, örgütün iradesine büyük bir saygısızlık yapmışlardır. Kapalı kapılar ardında, ahbap-çavuş ilişkileriyle alınan bu kararlara imza atanların da elinde patlayacaktır.
Benim gözümde bu atama, usulsüzlüğüyle, zamanlamasıyla ve dayatmacı zihniyetiyle doğduğu gün ölü doğmuştur.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ Nazilli örgütü ve tabanı, kendi geleceğini üç beş kişinin şahsi ikbal hesaplarına feda etmeyecek kadar köklü bir siyasi bilince ve sağlam bir yapıya sahiptir.
Bu hukuksuz, usulsüz ve örgüt vicdanını yaralayan “yok hükmündeki” atamayı asla kabul etmiyorum ve reddediyorum. Kendini o koltuğun sahibi sananlar bilsin ki; tabanın meşruiyetini almamış her unvan, rüzgarda savrulan bir kağıt parçasından ibarettir!
Cumhuriyet Halk Partisi Kamuoyuna,
Nazilli CHP ilçe Örgütüne,
Nazilli halkına zor da olsa şunu söylemeliyim ki;
Çocukluğumdan gençliğime, ömrümün en güzel yıllarını doğrusuna doğru, yanlışına yanlış diyerek adadığım; kökleri kuvayımilliye’ye dayanan 103 yıllık asırlık çınarımız Cumhuriyet Halk Partisi Nazilli Örgütü’nün atanan butlan ekibiyle yol yürümeyeceğim ve Seçilmiş Genel Başkan Sayın ÖZGÜR ÖZEL’in ve ekibinin yanında olacağım.
Atananlar şunu bilmeli ki, butlan ve atamalarını tanımıyorum.
Benim bu kararım bir vazgeçiş, pes etme değil, aksine partimizin üzerine titrediğimiz o asil ilkelerini koruma refleksidir.
Ancak Nazilli İlçe Başkanlığı makamına yapılan son atama, bardağı taşıran son damla olmuştur. Hukuken ve örgüt vicdanında “butlan” ile malul olan, yani baştan aşağı yok hükmündeki bu tepeden inme atama; bu partinin emektarlarına, sokağın sesine ve liyakat ilkesine açık bir hakarettir.
Biz bu partiyi şahısların ikbal kapısı, kapalı kapılar ardındaki pazarlıkların sahası olarak görmedik. Biz bu çınarın gölgesinde adaleti, emeği ve halkın iradesini savunduk. Fakat bugün gelinen noktada, örgütün iradesini hiçe sayan, tabanından utanmayan ve tepeden tırnağa usulsüzlük kokan bu dayatmacı zihniyetle aynı çatı altında yürümek, o 103 yıllık çınarın anısına saygısızlık olacaktır.
Koltuk sevdalıları, ahbap-çavuş ilişkileriyle Nazilli’yi yöneteceğini sananlar bilsin ki; makamlar geçicidir, örgütün ve halkın vicdanı baki kalacaktır. Bu usulsüz atamayı sineye çekenlerin ve altına imza atanların ortaklığına daha fazla ortak olmayacağım.
Bugüne kadar sokak sokak, omuz omuza mücadele ettiğim tüm yol arkadaşlarımdan helallik diliyorum. Partinin tabelasından ibaret kalan bu dayatmaya karşı, Atatürk’ün ve Cumhuriyetin değerlerini sokakta, halkın arasında savunmaya devam edeceğim.
Saygılarımla…

