Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi, siyasi çınarı, M. Kemal ATATÜRK’ün bize emaneti Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), tarihi boyunca hem büyük devrimlerin hem büyük umutların merkezi hem de iç çekişmelerin, “koltuk” kavgalarının ve kongre krizlerinin odağı olmuştur.
Bugün gelinen noktada partiyi ideolojik ya da hukuki bir boşluğa ve umutsuzluğa sürükleyenleri, yani partiyi tabiri caizse “işgal edenleri” değerlendirirken iki ana kavram karşımıza çıkıyor: UMUT ve hukuki/siyasi bir terim olan BUTLAN (Geçersizlik).
İşte bu iki kavramın penceresinden, CHP’nin mevcut durumuna ve o “işgal” iddialarına dair bir analiz yapacağım…
YENİ BİR HİKAYE ANLATMALI, YENİ UMUT İNŞA ETMELİ
Kaybedilen umudun tekrar yeşermesi seçmen için sadece psikolojik bir ihtiyaç değil, aynı zamanda bir enerji ve siyasi bir yakıttır. CHP, kurulduğu günden bu yana toplumun ilerici ve demokrat kesimleri için bu umudun taşıyıcısı rolünü üstlenmiştir.
Fakat uzun yıllar süren seçim mağlubiyetleri, vaat edilen değişimin bir türlü tabana yansımaması ve statükonun korunması, seçmende ciddi bir umut yorgunluğuna yol açmıştır.
Bugün CHP’yi yönetenlerin ya da yönetmeye talip olanların veya biz yerelde siyaset yapanların en büyük sınavı, topluma yeni bir HİKAYE anlatabilmek ve UMUT inşa etmektir.
Ancak umut; eski sloganları tekrarlayarak, eski hikayelerle değil cesur, net ve tüzük dahil büyük bir DEĞİŞİM ile halkın geleceğe dair korkularını bitirecek, mutfaktaki yangınına derman olacak SOMUT politikalarla yeşerir.
BUTLAN, SİYASİ VE HUKUKİ BİR ÇÜRÜMENİN TA KENDİSİDİR
Hukuk diliyle “Butlan” (geçersizlik) bir hukuki işlemin kurucu unsurlarında sakatlık bulunması nedeniyle baştan itibaren geçersiz (hükümsüz) sayılmasıdır. Bu mantığa göre bütün partilerin yapılan kongrelerinin geçersiz sayılması gerekir.
Bu kavramı sadece CHP’nin iç siyasetine uyarlayamayız. Bu ürkütücü tabloyu bir an önce bitirmek ve normale dönmek gerekiyor.
Siyasi partilerin tamamı;
- tabanın sesine kulak tıkıyorsa,
- parti içi demokrasiyi işletmeyip, delege sistemini kendi koltuğunu korumak için bir kalkana dönüştürüyorsa,
- ideolojik bir pusuladan yoksun, sadece “günlük rüzgarlara” göre yön belirliyorsa,
o yönetimin aldığı kararlar, kağıt üzerinde meşru görünse bile, toplumun vicdanında ve siyasetin doğasında geçersiz olur.
Tabanı temsil etmeyen, halkta karşılığı olmayan her delege seçimi, her kurultay hamlesi hukuken geçerli görünse de siyasi bir “butlan” ile maluldür. Bu sadece CHP sorunu değil, ülkemizin demokrasi sorunudur.
SADECE CHP DEĞİL, SİYASET YAPILAN HER YER VE HERKES ARINMALIDIR
İktidar partisi dahil, diğer tüm partilerin belediyelerini, kongrelerini ve yapılanları görmeyip, sadece CHP’yi özne yapmak “CHP işgal altındadır” söylemini haklı çıkartmaktadır.
Peki, kimdir bu yapıyı işgal edenler?
Bunlar; partinin ideolojisini, ilkelerini veya memleketin geleceğini değil, sadece kendi egosunu, milletvekilliğini, belediye başkanlığını ya da MYK üyeliğini düşünen profesyonel ama art niyetli politikacılardır.
Bunlar; fikir üretemeyen, statükocu ve hiçbir seçimi kazanamamış, dünyadaki ve Türkiye’deki değişimi okuyamayan, gençliğe hitap edemeyen, tek sermayesi hizipçilik olan, “DEĞİŞİM” kelimesini anlayamamış, partiyi içi boş sadece bir tabela partisi gibi kullanmak olan vizyonsuzlar topluluğudur.
CHP değil, siyaset arınmalıdır bu zihniyetlerden…
Sosyal medya ve algı siyasetçileri, halkın gerçek sorunları (enflasyon, işsizlik, adalet) yerine, parti içi hiziplerle ve yapay gündemlerle enerjiyi tüketenlerin, sadece seçim zamanı halkın ayağına gidip sonrasında telefonları bile açmayanların tüm partilerde siyasetten uzaklaştırılması gerekmektedir.
Partileri bu zihniyetlerle işgal edenler, sadece fiziksel olarak o koltuklarda oturanlar değildir; partinin kurucu felsefesine, sosyal demokrat kimliğine, halkın önceliklerine ve beklentilerine kulak tıkayan, değersizleştiren her zihniyet birer işgalcidir.
BU CUMHURİYETİN GELECEĞE DAİR TEK UMUDU YİNE CHP’DİR
İşgalden, büyük mucizeyle Kurtuluş Savaşı’nı verip çıkmış bu büyük çınarın gölgesindeki bizler, yine umudun ve genlerimizde olan büyük mücadele azmiyle partimizi ve ülkemizi kişilerin geçici heveslerine veya ikbal kaygılarına feda etmeden, tarihsel mirastan aldığımız güçle partiyi “butlan” ile işgal edenlerden kurtulabiliriz.
Çözüm;
1- Örgütün ve tabanın gerçek iradesinin isteği olan ACİL KONGRE kararı almak,
2- Tasfiye edilmesi gereken butlan ile gelen bu statükocu zihniyetin yerine; liyakatlı, genç, vizyon sahibi, cesur (dönek olmayan) ve toplumun her kesimine dokunabilen yeni bir siyasi aklın gelmesi,
3- Yeniden CUMHURİYET ayarlarına dönmek, olacaktır.
Bu cumhuriyetin geleceğe dair tek umudu yine CHP’dir.
CHP’nin kurtuluşu da kendi içindeki “işgalci” mantığı yıkıp, hukuki ve ahlaki meşruiyetini, üyelerinin ÖZGÜR iradesiyle ve yeniden halkın iradesinden almasıyla mümkündür.
UMUDUMUZU YİTİRMEYELİM; HER ŞEY ÇOK DAHA GÜZEL OLACAK
Maalesef hayat, her zaman düşündüğümüz gibi ilerlemiyor. Baş edemeyeceğimizi düşündüğümüz problemlerle karşılaşabiliyoruz. İşte şimdi tam da böyle zamanlardayız.
Fakat umudumuzu kesinlikle kaybetmememiz gerekiyor.
Çünkü, önümüze çıkan zorluklar karşısında dirençli olmamızı sağlayan en büyük şey, UMUT’tur.
Bizi diri tutar ve hedefe yönelmemizi sağlar.
Yaşadığımız problemlere çözüm yolu ararken, zorlu sınavları atlatmaya çalışırken umudumuz sayesinde var oluruz.
Çünkü, güneş her sabah yeniden doğar ve beraberinde binlerce umut ışığı taşır. Gelecekte güzel şeyler olacağından en ufak kuşkum yok ve buna yürekten inanıyorum.
ATAMIZIN dediği gibi; “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.”
Ve son söz;
“Yapamayacağını düşündüğünde, içindeki umudun sesini dinle.”
“HERŞEY ÇOK DAHA GÜZEL OLACAK.”

