ERHAN ALGAN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SEVGİ KAZANMALI

SEVGİ KAZANMALI

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız.”
M. Kemal ATATÜRK

Değerli Gazete Nazilli okurları;

Öncelikle -dünyada ilk ve tek olan- çocuklarımızın bayramı; 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI’nı kutluyorum.

Ayrıca; nisan ayı içinde gerçekleşen silahlı okul saldırıları sonucu yaşamlarını yitiren çocuklarımız ve değerli eğitimcilerimizin ailelerine sabırlar diliyorum.

Toplumumuz maalesef her gün sevgi dilinden uzaklaşıp, şiddet ve nefret diline doğru sürükleniyor.

Aslında SEVGİ ve ŞİDDET, insan doğasının en zıt ama paradoksal bir biçimde birbirine en yakın duran iki kutbudur.  Biri yapıcılığın, diğeri yıkmanın dilidir.

Sevgi bir “var etme”, şiddet ise var olanı “tahrip etme” çabasıdır.

Sevgi: Sabır ve emek gerektirir. Bir başkasının varlığına ve mutluluğuna alan açar.

​Şiddet: Dayatma, kontrol ve yok etme isteğidir. Karşıdakinin özgürlük alanını daraltır veya tamamen ortadan kaldırır.

Peki okullarda, ailelerde, çocuklar arasında ve neredeyse toplumun her kesiminde şiddetin bu kadar artması, sadece bir rastlantı mıdır, yoksa eğitim sisteminin ve yanlış yönetilen bir sürecin sonucu mudur?

Şiddeti özendiren veya bu davranışı normalleştiren bu süreç hala niye devam etmektedir?

Bu olaylar sonucunda başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere neden hiçbir bakan görevinden istifa etmemiştir?

Asıl sorulması gereken soru budur.

Bu karmaşık ve çözümü kararlı bir toplumsal dönüşümle olabilecek bu olaylar, genellikle tek bir nedene bağlı oluşmaz;

1- Çevresel
2- Sosyal
3- Bireysel

faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkar.

​- Medya ve dijital içerikler,
– Şiddet içerikli video oyunları,
-​ Kontrolsüz film ve dizilerdeki mafya ve benzeri başrol oyuncularının sorunlarını kaba kuvvetle çözdüğü yapımlar,
– Çocukların bu karakterleri model alması,
– Aile dinamikleri ve rol modeller…

Çocuklar gördüklerini taklit ederler.

ŞİDDET, genellikle aileden başlayarak öğrenilen bir davranıştır.

EV İÇİ ŞİDDET çok etkilidir.

Evde yalnızlaştırılan ve sorunların bağırarak, şiddetle çözüldüğünü gören çocuk, dış dünyadaki sorunları da bu yöntemle çözmeye çalışır.

Çocuklarımızı;
bilgisayar, cep telefonu ve dijital dünyadan biraz uzaklaştırıp…

– Kitap okuma alışkanlığı,
– Spor,
– Sosyal beceriler,
– Doğa ve hayvan sevgisi,
– Sanat aktiviteleri,

gibi etkinliklere katılma alışkanlığı mutlaka kazandırılmalıdır.

Çocuklara, izledikleri veya oynadıkları içeriklerin gerçek hayatla farkını ayırt etme becerisi kazandırılmalı,
​Çatışma çözme becerileri geliştirilmeli,
Okullarda ve aile içinde “öfke kontrolü” ve “müzakere” yöntemleri öğretilmelidir.

Okullarda bireysel değil;
ekip anlayışını ve sevgi dilini hakim kılmalı,
kimseyi ötelememeli,
yalnızlaştırmamalı,
rehber öğretmen ve Pedagoji eğitimi almış, özellikle bayan güvenlik görevlileri koymalıyız.

Şiddetin her türlüsüne karşı (sözel, fiziksel, siber) kararlı bir devlet politikası olmalı, net bir duruş sergilenmelidir.

Silah; şiddetin sadece bir aracı değil, aynı zamanda onu davet eden, kolaylaştıran ve sonuçlarını ağırlaştıran bir katalizörüdür.

Şiddeti önleme stratejileri olarak hem silaha erişimin zorlaştırılması ve denetlenmesini hem de silahın bir çözüm aracı olarak bireysel silahlanma, şiddet olaylarındaki artışın en temel tetikleyicisi olduğu topluma anlatılmalıdır.

Görüldüğü üzere en büyük çözüm adımı, zihinsel yapının dönüştürülmesi ve SEVGİ dilinin sağlanmasıdır.

İçişleri Bakanlığı verilerine göre, sadece 2025 yılı içerisinde yürütülen operasyonlarda 110 bin 104 ruhsatsız silah ele geçirilmiş ve yaklaşık 120 bin kişi hakkında işlem yapılmıştır.

​Olayların yaklaşık %85’inde ateşli silahlar (tabanca, tüfek), geri kalan kısmında ise kesici aletler kullanılmaktadır.

​12 Yıllık Tablo: 2014-2025 yılları arasındaki 12 yıllık süreçte Türkiye’de toplam 41 bin 420 silahlı şiddet olayı basına yansımış; bu olaylarda 26 bin 29 kişi hayatını kaybetmiştir.

SEVGİ KAZANMALI
0