MEHMET KAMIŞ

Bu durumu eşek yerine konmakla bile izah edemiyorum!

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Merhaba değerli Nazillililer,

“Çok yoğunum” diyerek üstü örtülmek istenen bir uyanıklığın hikayesini anlatacağım size… Ve bu hikayenin adını da sizlerin koymasını istirham ediyorum…

Uyanıklığa yeni bir soluk katan, hatta söz konusu alanda tarih yazan bir başkan… Kendisi; yıllardır başkanlığını yaptığı odaya kayıtlı esnaflarca sevilip, sayılmakta olan bir isim diyorduk!.. Ancak yanıldığımızı bize kanıtlarcasına öyle bir uyanıklığa imza attı ki; şaşkınlıktan küçük dilimizi yuttuk adeta…

Yapılacak oda seçimlerine hazırlanan söz konusu başkan, hayalinin ilk önce bir gazete çıkartmak olduğunu söyledi, sonra gazetenin adı bülten oldu, o da evrildi 4 sayfalık A4 oldu ve evrim süreci devam ederek arkalı-önlü broşüre vardı.

Bir metin hazırlamak ve oda üyelerine kendini anlatmak istediğini ifade ederek yardım istedi. Sordum; çalışmalarını ve kendisini anlattı. İlk anda hemen iki paragraf yazarak kendisine sundum…

“Değerli meslektaşım, değerli oda üyemiz;

Mesleğimizin hak ettiği değeri görmesi, çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi ve odamızın daha güçlü bir yapıya kavuşması için aday olduğumuz 2014 kongremizde bana ve ekip arkadaşlarıma, değerli oda üyelerimizin teveccüh göstererek görev vermesinin 12. yılını geride bıraktık.

Onurla, gururla ve büyük bir şevkle yürüttüğümüz çalışmalarımızda ilk olarak odamıza kendi mülkünü kazandırarak giderleri minimuma, üyelerimize destek ve katkıyı maksimuma çıkarmak için ilk günkü heyecanımız ve azmimizle var gücümüzle çalıştık, çalışıyoruz, inşallah yeni dönemde de çalışmaya devam edeceğiz.”

Metni beğenen ve heyecanı artan başkan, “hemen yaz baskıya gireceğim” diyerek sıkıştırmaya başladı. O ana kadar bir düşünceden ibaret olan kağıt-mürekkep buluşması, bir anda matbaada basılması gereken acil bir broşür oluverdi!!!

Aynı günün akşamında metni tamamlayarak, tashihleri ve eksikleri söylemesi için kendisine gönderdim… Ve o metni son görüşümdü, yani yazdığım metin kuş oldu uçtu elimden!

Arıyorum cevap yok, mesaj atıyorum dönmüyor, odaya gidiyorum yok!.. Varsa düzeltme yapalım, yoksa da “baskıya gönderdim, broşürü bastırdım” desene!..

Güvenim ve destek olma niyetiyle yaptığım iş -kendisiyle hiçbir pazarlığa girmediğim için bunun adına iş de denilemez aslında- kendisini daha iyi tanımama fırsat verdi!

11 Aralık’ta yazdığım metnin broşüre hayat verdiğini, 23 Aralık akşamı yolda karşılaşmamız sırasında tesadüfen poşetinde gördüm. Takındığı tavırdan dolayı sitemimi, “Kardeşim kusura bakma, çok yoğunum!” diyerek geçiştirdi. Bastırdığı broşürde yer alan düzeltilmiş (!) metni “Fotoğrafını çekeyim, haberleştireyim” desem de vermedi! Sonra da “eve geçince göndereceğim” dedi. Ve göndermedi!

Yüzüne söylediğim halde yine göndermediği metin ile ilgili kendisine son attığım mesajda “bir yanlışım mı oldu, işini başkasına mı sattım, bu tavrını hiç anlamadım” ifadelerini kullandım. Ve metin; 24 Aralık akşamı bilgisayar ekranında görünen broşür çalışmasından çekilmiş bir fotoğraf olarak geldi… Biz hala olayın iyi niyet tarafında olduğumuz için son saniyeye kadar gazetede yer vermek için haberleştirme derdinde idik… (Sadece onun değil, rakibinin de haberini yapmak, kamuoyuna sunmak istemiştik ancak ilerleyen günlerde bir etkinlik düzenleyeceğini ve orada açıklamalarda bulunacağını söylemişti ki oradan bir haber çıkmadı.)

Gazete sayfaları tamamlanmış, baskıya gönderilmek üzere pdf yapılmış, son (imla, noktalama, çıkmayan font, rgb fotoğraf, patlayan efekt…) kontrollerini yapıyorken, artık o saatten sonra ne sayfadan bir şey çıkarılabilir, ne de eklenebilir!

Yine de son saniyeye kadar beklettiğim haber yerine bir başka haber hazırlayarak bu sayfayı tamamladım ve bir başka sayfada yer alan lütfettiği 1/6 ilan çalışmasını da çıkarttım, yerine bir başka ilan koymadan!.. (Bu ve benzeri durumlarda meselenin para olmadığını daha önce farklı yerlerde çok kez dile getirmiştim; ‘Aslolan insandır, insani değerlerdir!’ ibaresi ile birlikte…)

Meğer ulaşılamamanın, kendi ifadesi ile ‘çok yoğunum’un arkasında daha fazlası varmış da; haberimiz yokmuş…

Artık kendisi mi gönderdi, başka bir el ile mi ulaştırıldı ya da yönlendirildi mi bilmiyorum; kimsenin günahını almak, kimseyi töhmet altında bırakmak istemiyorum ama ortada tam sayfa yapılmış bir haber var!..

Eee, işi görünmüş artık!..

O yüzden cevap vermiyor, mesajlara dönmüyor!..

Belki de o yüzden bizden yüz çevirdi!

Kim bilir ya da kim inanır?

Veee gazetemizin yeni sayısı basıldı, dağıtıma çıktı…

Yeni yılın ilk günlerinden birinde nihayet yüz yüze geldik. Kendisine kırgın ve kızgın olduğumu belirtmemin karşılığında, “dostumsan beni anlaman gerekir!” diye bir cümle kurdu başkan. Yer değiştirdiğimizi ve kendisini benim yerime koyarak aynı cümleyi kurmasını istedim: “dostumsan beni anlaman gerekir!”

Her şeyi kalem olan gazeteciler yani basın emekçilerinden, sahip oldukları kalemlerini şantaj-montaj için değil, yanlışı göstermek, doğruyu duyurmak adına kamuoyuna objektif haberler vermesi için kullanması beklenir… Bizlerin bazen saatler süren, bazen de günler süren çalışmalarımızın sonunda kalemlerimizden (dijital çağda artık klavye) çıkan metinlerin birileri tarafından istismar edilmesi, kopyala+yapıştır mantığıyla çoğaltılarak emeğimizin hiçe sayılması; takdir edersiniz ki, vicdan sahibi hiçbir kişinin kabul etmeyeceği bir davranış olsa gerek…

İşte bizim emeğimiz ve gördüğü değer…

N’olmuş yani, sen zaten onun için yazmadın mı? diyenlere şunu söylememe müsaade edin lütfen: Bu durumu eşek yerine konmakla bile izah edemiyorum!”

Velhasıl kelam sevgili Nazillililer; durum tam da bundan ibarettir…

Çünkü bizde söz kifayetsiz, kelimeler anlamsız artık!..

Varın bu hikayenin ADINI SİZ KOYUN!

Pardon; başkanın adı mı? Az kalsın unutuyordum… Nazilli Berberler, Kuaförler, Güzellik Salonları ve Esnaf Odası Başkanı Olcay Akyıldız.

Bu durumu eşek yerine konmakla bile izah edemiyorum!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin