Meselenin, yalnızca makinelerin öğrenebilmesi olmadığı yapay zeka döneminde şunları hiç sorduk mu? Hangi bilgileri veriyorsun, ne tür veriler geri dönüyor, tavsiye mi alıyor, yoksa teslim mi oluyorsun?
ENIAC ile başlayan teknoloji serüveni, bugün artık insanla konuşan, onun yerine düşünen ve karar veren yapay zekâ sistemleriyle yepyeni bir boyut kazandı.
Dolayısıyla yapay zekadan bahsederken, yapay zekânın yalnızca teknik evrimini değil; birey üzerindeki etkilerini, siyasi amaçlarla nasıl kullanıldığını, mahremiyet üzerindeki tehditlerini, insanlığın fiziki yaşamı üzerindeki güzellemelerini, fırsat ve tehditler ile yapay zeka döneminde insanın konumunu ele almak zorundayız.
Dolayısıyla artık mesele, yalnızca “makine öğrenebilir mi?” değil, “insan, makinenin yönettiği bir dünyada ne kadar insan kalabilir?” meselesidir.

Yapay zekanın bazı meslekleri tehdit ediyor olması, insanların diğer meslek alanlarına kayması ile çözülebilse de insanlık için tehdit oluşturabilecek daha büyük tehlikeler olabileceği endişesi kapımıza dayanmış durumda. Peki bu endişeyle yapay zekadan nasıl korunabiliriz?
Yapay zekâdan korunmak, onu hiç kullanmamak demek değil elbette. Asıl mesele, nasıl ve ne zaman kullanacağımızı bilmek.
Şu sorular oldukça kritik:
- Hangi bilgileri kendi elinle veriyorsun?
- Hangi verileri farkında olmadan veriyorsun?
- Ne tür veriler geri dönüyor?
- Tavsiye mi alıyorsun, yapay zekanın verdiği karara teslim mi oluyorsun?
Bu farkındalık, bizi pasif ve yapay zekanın kullandığı kullanıcı olmaktan çıkartıp; bilinçli bir teknoloji etkileşimine geçmek anlamına gelir.
KİŞİSEL VERİLERİ KORUMAK
- Gerçek ad, adres, kimlik bilgilerimizi,
- Sağlık ve finansal verilerimizi,
- Özel yazışmalar ve belgelerimizi,
yapay zeka platformlarıyla paylaşmadan önce iki kere düşünün. Özellikle ücretsiz araçlar, bu verileri farklı şekillerde işleyebilir. “Veri verdiğinde hizmet alırsın ama neleri feda ettiğini bilemezsin.”
DOĞRUYU SORGULAMAK
Akıcı konuşması, kesin cümleleri, hızlı yanıt verişiyle yapay zeka; doğru bilgi verir gibi görünse de yanılabilir. Hatalı bilgi verebilir. Seni doğru ya da yanlış yönlendirebilir. Bu nedenle sorgulayıcı bir zihin, her zaman korunmanın temelidir.
KORUNMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Sadece yapay zeka programlarına girdiğimiz promptlar ve veriler değil, internet ortamındaki tüm hareketlerimizi çeşitli yapay zeka platformları depolar. Bu platformlara çok fazla ve bizi riske atacak veri vermemek için; tarayıcı çerezleri düzenli silinebilir, gereksiz uygulamalara erişim izni verilmemelidir, erişim izni verilen uygulamaların gizlilik sözleşmelerini gerçekten okumak gerekir, kullandığınız her uygulamanın ve programın hangi verileri sakladığını öğrenmemiz doğru olur.
Birçok kişi yapay zekâyı sadece soru sormak, metin yazdırmak, özet almak için kullanıyor. Bu bir başlangıç. Ama bu alanı bilinçli kullanmak için;
- Sistemin nasıl çalıştığını öğrenmelisin,
- Sorduğun soruları stratejik kurgulamalısın,
- Aldığın yanıtları sorgulamalı, karşılaştırmalı, gerekirse düzeltmelisin.
YAPAY ZEKA ALGORİTMASININ ÜZERİNDE OLMAK İÇİN…
Kodları biz yazmasak da onları nasıl yorumlayacağımızı öğrenmemiz gerekir. Bu da teknolojiyi anlamak, onu kendi değerlerinle yönlendirmek, eleştirel düşünmek, geleceği şekillendirmede sorumluluk almak demektir. Yapay zekâ savaşları; bilgiyle, farkındalıkla, stratejiyle kazanılır. Tüketici olmak kolaydır ama yapay zekaya karşı kazananlar; sadece kullananlar değil, kullandığı sistemi anlayan, onu eleştiren ve geliştirenler olacaktır.
Unutulmamalıdır ki; geleceği çizecek olan yapay zekanın kendisi değil, yapay zekayı anlayarak karşılayanlar olacak.

