Merhaba sevgili dostlar…
Hayat insanoğluna sunulmuş koca bir armağan… Doğduğumuz andan itibaren hoyratça kullanıp tüketiyoruz zamanı ne yazık ki… Geri sayım devam ediyor iyice bir bak; son kum tanesi, kum saatinden düşene dek… Mutlulukla, güzellikle başlayıp hırsla ve nefretle bitiriyoruz çoğumuz…
Ne hazindir ki bitmeyecek zannettiğimiz ömür gelmişte geçmiştir bile, elimizden kayan son su damlası misali… Kaynak kuruduğunda ise bize kalan koca bir hiç… Sis perdesi aralandığında gördüğümüz derin bir boşluktur elimizle tutamadığımız… Birkaç damlada gözyaşı…
Hey sen! Merak etme… Sana da kalmayacak bu dünya… Bilesin… Uzanıp gideceksin içimizden geçerek… Uzaklara… Katarlar eşliğinde gideceksin işte… Nafile ne yapsan… Bir kefene sarınabilmiş ise eğer bedenin… Şükret yine de… Şanslısın… Keyfini çıkar… Sevgi ve saygıyla selamlıyorum sizi…
Debdebe ve Sükût
Hatırlıyorum da…
Bir adım ötesine geçmiştin
Daha dün kör vicdanının,
Derinden kopup gelen sesin
Zorba etkisindeydi bedenin.
Kırık ezginin solgun ucunda
Tüter gibi ateşli dudakların,
Masum bir çığlığa âşıktı
Karanlıkta gizlenen yüreğin.Gerçekte…
Ateşten kor uçlu sivri demir
Delerek geçiyordu geceyi,
Hırsının doymaz ahmaklığı
Vuruyordu yüzünün siluetine.
Korkunun sana bahşettiği
Gizemin büyüsüydü gözlerin,
Bileklerinden kandı fışkıran
Yürek yakan ezgi eşliğinde.Ötesi boşluk…
Matemini tutanlarla kucaklaşıp
Kaybettin güneşin kızıllığını,
Bir adım ötende söylenen
İçli ilahiler sarıyordu bedenini.
Nefsin, hırsın ve aymazlığın
Şahitlik ediyordu yaptıklarına
Ama gittiğin yerde bekliyor seni
Debdebe ile sükûtun kardeşliği.

