Sosyal medyada, Aydın’ın önemli şehirlerindeki belediye başkanlarının atışmalarını, sözlü kavgalarını üzüntüyle izliyoruz. Daha iki yıl öncesinde sırt sırta durup verdikleri siyasal mücadele sonunda belediye başkanı seçilen “dostlar”, şimdi birbirine “bıçak çeker” hale nasıl geldiler?
Halk, belediye başkanlarını hizmet etsin diye seçer, kavga etsin diye değil. Önemli makamlarda oturan bu koca koca insanların aylardır birbiriyle didişip durmalarından halk bıktı, usandı. Aydın, Nazilli, Kuşadası belediye başkanlarından bahsediyorum.
Yaptıkları hizmetlerle değil, birbiri hakkında ettikleri laflarla kamuoyu gündemine gelen bu belediye başkanlarından istirham ediyorum: “Lütfen normalleşin, rutine dönün, önünüze bakın, halka hizmete odaklanın!..”
* * *
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Özlem Çerçioğlu’nun partisinden istifa edip, iktidar partisine katılmasının ardından başladı bu ağız dalaşı…
İki dönem CHP listesinden Aydın milletvekili seçildikten sonra dört dönem Aydın Belediye Başkanlığını kazanan sayın Çerçioğlu, 4 ay önce (14 Ağustos 2025) partisinden istifa ederek, Ak Parti’ye katıldı.
İşte ne olduysa bundan sonra oldu. 3 Kasım 2002 seçimlerinden itibaren partililerince el üstünde tutularak efsaneleştirilen Sayın Özlem Hanım, 14 Ağustos 2025 tarihinden sonra eski partililerince “en kötü” ilan edildi.
Evet. Her parti, arasından ayrılanlardan dolayı üzülür. Hele hele bir de rakip partiye geçen oldu mu daha çok üzülür. Ama her üzüntünün makul bir ifade tarzı ve makul bir süresi olmalıdır.
Sevgide ve nefrette aşırılıktan kaçınmamız, mutedil olmamız gerekir.
Bu ayrılığın dozu ve süresi maalesef gereğinden çok fazla oldu.
Cennet mekan, Rahmetli Necmeddin Erbakan’ı hatırlıyorum. 1977 seçimleri öncesinde parti içindeki nurcu milletvekilleri, hatta bakanlık yaptırılmış partililer üçer beşer gün aralıklarla istifa ederek partiyi yıpratmaya çalışırlarken, gazeteciler Erbakan’a soruyorlar: “Efendim, Ahmet Tevfik Paksu da istifa etmiş diyorlar, doğru mudur?” Erbakan’ın verdiği cevaptaki nezakete bakınız: “Ahmet Tevfik Paksu kardeşimiz, istifa etmemişlerdir. İstirahate çekilmişlerdir.”
Refah Partisi 1991 seçimlerine MÇP (MHP) ve IDP ile ittifak ederek katılırken, milliyetçi ve muhafazakar eğilimlerin kalıcı olarak birleşeceği umudu verilmişti halka. Ama seçimlerin hemen ardından rahmetli Alparslan Türkeş liderliğindeki MÇP, Refah saflarından ayrılarak kendi yoluna geri döndü. Bu durum, Erbakan’a soruldu: “Türkeş’in milletvekillerini alıp, Refah’tan ayrılması konusunda ne diyorsunuz?” diye. Erbakan yine büyük bir olgunlukla “Arkadaşlarımızın tercihine saygılıyız. Partimizin kapısı her zaman arkadaşlarımıza açıktır, iş birliğimiz devam edecektir” demiştir.
Bugünkü tabloyla kıyaslandığında arada büyük bir nezaket farkı olduğu açıkça görülecektir.
* * *
Belediye başkanlıkları halka hizmeti öncelemeyi gerektirir. Bir belediye başkanı, asla devlet kurumlarıyla, STK’larla, meslek örgütleriyle, bakanlık bürokratları ve bakanlarla itişip kakışmamalıdır. Bilakis onlarla uyumlu çalışmayı başarmalıdır. Kavganın olduğu yerde hizmet olmaz.
Muhalefet partili belediye başkanları, iktidar bürokratları ve iktidar partisinin siyasetçileriyle kavga ederek belki siyaseten tabanlarını birleştirebilirler ama halka hizmet üretemezler.
Bırakın siyasi mücadeleyi parti örgütleri yapsın. Siz; partinizin yüzünü, yaptığınız hizmetlerle ağartın.
Benzer bir hataya iktidarın bakanları da düşebilmektedir. Elbet her bakan aynı zamanda siyasetçidir ama bakanlar particilik politikalarıyla gündeme gelmemeli, ideolojik ve siyasal gerginliklerin tarafı olmamaya çalışmalıdır. Her bakan devletin bakanıdır. Yani, her partilinin bakanıdır. Her adımını karşı mahallenin hassasiyetlerini hesap ederek atmaya özen göstermelidir.
Buna örnek eski İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu gösterilebilir. İçişleri Bakanlığı’nda çok gayretli ve çok başarılı hizmetler ettiğine inandığım Sayın Soylu, siyasal gerilimlerin tarafıymış gibi bir görüntü vererek karşı tarafın tepkilerini üzerine çekti. Bu tavır, onu hem yordu hem yıprattı.
* * *
Biz toplum olarak makulü bulmakta, mutedil davranmakta zorlanıyoruz. Halka hizmetle partiye hizmeti; hükümete muhalefetle devlete muhalefeti birbirine karıştırıyoruz.
Belediye başkanları da hükümet bakanları da bu konuda dikkatli olmak zorundadır.
Halkımız hizmet bekliyor.
Konumuz; Aydın’daki belediye başkanlarının söz düellosu.
Bırakın bunu artık.
Yaptığınız kavgalarla, sataşmalarla gündeme gelmeyin.
Yaptığınız hizmetlerle gündeme gelin lütfen.

