Aydın İl Toplantısı kapsamında Nazilli’ye gelerek partililerle buluşan Saadet Partisi (SP) Grup Başkan Vekili ve İstanbul Milletvekili Bülent Kaya, ilçe binasında yaptığı açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
‘Terörsüz Türkiye’, ‘Demokrasinin Güçlendirilmesi’, ‘Kalkınma ve Ekonomik Refah Artışı’ hedefi ile kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” üyesi de olan SP Milletvekili Kaya’ya; sürecin hangi aşamada olduğunu sorduk…
‘Terörsüz Türkiye’ süreci ile ilgili olarak kurulan komisyonda yer alan 50 milletvekili’nden 47’sinin evet oyuyla komisyonun ilk raporunu yayınladığını ve genel hatlarıyla bir çerçevenin ortaya çıktığını ifade eden Kaya şunları söyledi…

“GAZETECİ, MİLLETVEKİLİ HİÇBİRİMİZ YARGI İŞLEMLERİNDEN MUAF DEĞİLİZ!”
Türkiye’nin demokrasi ve hukuk ihtiyaçlarını ortaya koymaya dönük adımlar atılıyor. Ama daha bu komisyon raporunun mürekkebi kurmadan işte sizlerin de bir meslektaşı olan İsmail Arı’nın TCK 217A gereğince dezenformasyon yasası çerçevesinde alt limiti 1 yıl, üst limiti 3 yıl olan bir suçtan dolayı tutuklu olması kabul edilecek bir durum değil.
Elbette gazeteci, milletvekili hiçbirimiz yargı işlemlerinden muaf değiliz. Hepimizin sorgulanması gerekir. Ama bunun dediğim gibi alt limiti 1, üst limiti 3 yıl olan bir cezadan dolayı siz direkt gazeteci tutukluyorsanız, bu artık bir yargısal faaliyet olmaktan öte bir gözdağı vermek ki bizim de komisyon raporumuzda en fazla üzerinde durduğumuz hususlardan bir tanesi özellikle düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın hürriyetinin önündeki engellerin ortadan kaldırılmasına dönük mevzuattaki düzenlemeler. Bırakın mevzuatta düzenleme yapmayı, var olan bir mevzuattaki şartlar yerine getirilmeden insanların tutuklandığını görüyoruz. Bu üzücü bir şey.
“KAYYUM ATANAN BELEDİYELERİN MECLİSLERİNİN KENDİ İŞLEVLERİNİ YAPMASINA İMKAN TANINSIN”
Bir diğeri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına dair de yine o raporda AK Parti ve MHP dahil imzası var. Orada da herhangi bir adım atılmadığını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını görüyoruz.
Yine belediyelere kayyum atanması meselesi ile ilgili de iktidar herhangi bir geri adım atmadı. Hadi geçtim kayyumla ilgili uygulamadan vazgeçmeyi; örneğin bir belediyeye siz kayyum atadığınız zaman vali veya kaymakamı, belediye meclisleri faaliyetini devam ettiriyor normalde. Ama kayyum olan vali veya kaymakam, meclisi toplantıya davet etmediği müddetçe meclisin toplanma yetkisi yok. Hiç olmazsa kayyum olarak belediye meclislerini toplantıya davet edin de belediye meclisleri denetleme, karar alma ile ilgili mekanizmalarda devreye girsin. Bunların hiçbir tanesinin görevi sona ermiş değil ki hepsi devam ediyor.
Hiç olmazsa iktidar, en azından idari bir adımla bu meclislerin kendi işlevlerini yapmasına imkan sağlayan adımları atsın. Ama maalesef kayyum uygulamalarının başladığı her yerde hem belediye başkanları açığa alınmış aynı zamanda da görevi devam eden belediye meclis üyelerinin de görevlerini yapamaz hale -idari bir kararla- getirildiğini görüyoruz.
“CUMHUR İTTİFAKI, KOMİSYONUN VERDİĞİ EV ÖDEVLERİNİ HAZIRLAYIP MECLİS GÜNDEMİNE GETİRSİN”
Bu ve benzeri hususları görmek tabii ki bizi üzüyor ama öte taraftan da özellikle İran ve Suriye sahasında meydana gelen gelişmeler bize şunu gösteriyor ki; Türkiye’nin kendi iç sorunu olan -yani bugün iç sorunu olmaktan çıktı- terörü bir şekilde artık nihayete erdirip yönünü bölgedeki terörsüz bölge hedefine odaklaması gerekir. Bununla ilgili de bir kısım yasal adımların atılması lazım. Çünkü komisyon raporu genel bir çerçeve çizer. O raporun doğrultusunda bazı kanuni düzenlemelerin yapılması lazım. Burada da meclisteki çoğunluk Cumhur İttifakı’nda olduğu için AK Parti ve MHP’nin bu komisyonun verdiği ev ödevlerini bir an önce hazırlayıp meclis gündemine getirmesini bekliyoruz.
MİLLÎ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU RAPORU için tıklayın…




