FİGO GELATO & QX BAKERY AÇILIYOR…
İstanbul’un köklü markalarına ve ünlü simalarına çeyrek asırdır kruvasan ile dondurma tedarik eden QX Bakery’nin işletmecisi Aşkın Altınok, metropol kaosunu terk edip Nazilli’ye yerleşti. Çok yakında Bamboo AVM’de kapılarını açacak olan Figo Gelato & QX Bakery öncesi bir araya geldiğimiz Altınok ile büyükşehir-taşra kıyaslamasından dikey mimarinin zararlarına, dünya lezzetlerini yerelle buluşturma vizyonundan “önce kalpleri kazanma” felsefesine uzanan, modern hayatı sorgulatacak vurucu bir söyleşi gerçekleştirdik.
“İSTANBUL’DA 3 SAATTE YAPILAN İŞ, NAZİLLİ’DE 5 DAKİKA”
Aşkın Bey, Nazilli’deki yeni yaşamınız ve girişiminiz hayırlı olsun. Sizi buraya çeken ne oldu?
- Nazilli’yi yaşayarak sevdik. Dağlarından yağ, ovalarından bal akan şehir derler ya, gelince anladık. İstanbul’da Vakko, havalimanında BTA, 360, Kronotrop ve Mikel gibi dev zincirlerin kruvasan üreticisi ve kahve grubu tedarikçisiyiz. 2,5 yıl önce bu yoğun tempoyu bırakıp geldim. Büyükşehirden uzaklaşınca geçmişteki kaosun büyüklüğünü anlıyorsunuz. Orada trafik, tahsilat ve kira kabusu var. Bu yük ürün fiyatına da yansıyor. Nazilli’de dalından 50 liraya aldığınız çilek, İstanbul’da ertesi gün 125 lira oluyor. Çileği kaynağında, ucuz ve taze yemek varken neden o çarkın dişlisi olayım?
İstanbul ile kıyaslandığında günlük hayat pratikleri açısından nasıl farklar var?
- Nazilli’de evimin elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerini üç farklı kuruma giderek yarım saatte hallettim. İstanbul’da tek bir kurumda sıra beklemek bile en az bir saattir. Büyükşehirde 5 dakikalık işler için 3 saat koşuşturup eve yorgun argın dönüyor, stresini ailenizden çıkarıyorsunuz. Burada o stres yok. Üstelik lojistik olarak harika bir yerdeyiz; Bodrum ve Kuşadası 1-1,5 saat mesafede. Nysa, Afrodisias, Mastaura gibi tarihi güzelliklerin ortasındayız. Burası Allah’ın lütfettiği bir nefes alanı.
“KOLEJ KÜLTÜRÜ ÇOCUKLARI ŞIMARTIYOR, GELECEK TOPRAKTADIR”
Yerel halkın büyükşehirlere göç etme eğilimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Maalesef burada yaşayanlar bu zenginliğin farkında değil. Dün bir arkadaşım çocuğunu okutmak için büyükşehre taşınacağını söyledi. Ona orada 150 bin lira bile alsa buradaki yaşam standardını yakalayamayacağını, paranın kiraya ve kaosa gideceğini anlattım. Kendi çocuklarımı kolejlerde okuttum. Şimdiki aklım olsa 30 yıl önce Nazilli’ye yerleşir, onları köy okulunda okuturdum. Kolej eğitimi çocukları şımartıyor, içlerini boşaltıyor. Eğitimin temeli binalar değil, topraktır. Çocuk varsa her yerde öğrenir. Ben artık özel üniversite sistemine de inanmıyorum; imkan varsa devlet üniversitesi tercih edilmeli. Huzur paradan çok daha önemli.
Nazilli de yüksek katlı binalara sahip ve zeminin sağlam olduğu yerlerde yükselmeye devam ediyorlar… Nazilli’yi bu haliyle beğendiniz ama şehirleşme adı altında bir kaosa doğru gidiyoruz desem…
- İşte tam bu noktada, sizin Zafer Mahallesi’nde gördüğümü söyleyeyim. 20-30 katlı bir binada oturmak başlangıçta insanlara manzara yüzünden cazip gelse de uzun vadede ömürden götürüyor. Yüksek yapılar insanın metabolizmasına ve yaradılışına aykırı. Dünya kurulduğundan beri insanlar yatay yaşamış. Depreme dayanıklı bina yapabilirsiniz ama betonun soğukluğu toprağın huzurunu vermez. Beşinci kattan bakmak yerine, bahçeli bir evde verandanızdan toprağa basmak ruhu iyileştirir. İnsanoğlu pisliğini, çöpünü toprağa atar; toprak ise her şeyi temizleyip bize tekrar hayat verir. Böyle kutsal bir şeye yakın olmak gerekir. Herodot’un dediği gibi: “Bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzünün altı ve en güzel iklimin bulunduğu yer.”
“İSTANBUL KOMPLE BURAYA GELİRSE NE YAPARIZ DİYE KORKUYORUM”
Büyükşehirlerden Ege’ye göç dalgası her geçen gün büyüyor. Bu durum sizce bölgeyi nasıl etkiler?
- Sitemizde ilk başta İstanbul’dan gelen tek aileydik, şimdi dört aile olduk. Beni korkutan şey: Ya İstanbul komple buraya gelirse? Kocaeli, Sakarya tarafları tükendi; şimdi buralar yeni yeni keşfediliyor. İnsanlarda “Emekli olayım, deniz kenarında bir ev alayım” özlemi var. Benim Nazilli’yi seçme nedenlerimden biri deniz kenarına direkt sınır olmamasıydı. Bodrum ve Marmaris’in hali ortada; su yetmiyor, şehirler sıkışmış ve ranta kurban edilmiş durumda. İnsanlar paraya tapar hale gelmiş, aile bağlarını unutmuş. Para cepte olmalı, kalbe yerleştiğinde insandan çok şey götürüyor.
Biz buraya ticari kaygıyla gelmedik. Kendimize bir meşgale edinmek, bildiğimiz işi buraya taşımak istedik. İstanbul’dan Kaş’a kadar tüm dondurmacılara kornet ve hammadde sağlayan köklü bir firmayız. Müşterilerimizin ne kadar huzurlu ortamlarda çalıştığını görünce, “Bunu neden Nazilli’de yapmayalım?” dedik ve Figo Gelato & QX Bakery fikri böyle doğdu.
“KRUVASAN İÇİN FRANSA’YA, DONDURMA İÇİN İTALYA’YA GİTMEYE GEREK YOK”
Madem en iyisini vadediyorsunuz; artık kruvasan için Fransa’ya, dondurma için İtalya’ya gitme devri kapandı diyebilir miyiz?
- Hiç gerek yok. Markamız için bir cıngıl hazırlatıyoruz, yakında radyolarda duyacaksınız. Güne Fransız kahvaltısı, kahve kokusu ve kruvasanla başlayacağız. Sabah 08.00’de kapılarımızı açmayı planlıyoruz. Bamboo AVM normalde o saatte çok hareketli olmaz ama Figo Gelato & QX Bakery, insanların sabah erkenden huzurla buluşabilecekleri bir yer olacak. Otoparka yakınlığımız da büyük bir konfor.
Fiyatlarımız makul, lezzetimiz ise üst düzeyde olacak. Çünkü asla taviz vermeyeceğimiz tek şey kalite. 2002’den beri bu sektörün içindeyiz ve çizgimizi hiç bozmadık. İstanbul’da Sedat Peker, Fatih Terim, Şenol Güneş, Rahmi Koç, Aleyna Tilki, Murat Boz gibi pek çok isme hizmet verdik. Bu insanlar “en iyi lezzet nerede” diye araştırıp bizi buluyorlardı. Şimdi bu deneyimi ve kaliteyi Nazilli halkına sunuyoruz. Bugüne kadar tatmadıkları gerçek İtalyan gelatosunu (Roma dondurması) ve orijinal lezzetleri burada deneyimleyecekler.
Lezzet, kalite ve farklılık diyorsunuz… Ticaret tabii ki para için ama sizin önceliğiniz para değil anladığım kadarıyla…
- Kesinlikle. Figo Gelato & QX Bakery sadece bir dükkan değil; burası bir “rahatlama dükkanı” olacak. İnsanlar buraya geldiğinde kaliteli lezzetlerle ve muhabbetle dinlenecekler. Muhabbetin olduğu yerde bereket olur. Bizim için ticaret her zaman ikinci planda. Para her yerde, her şeyden kazanılır; biz önce kalpleri kazanmak için uğraşıyoruz.
Teşekkür ederiz Aşkın Bey. Yolunuz açık olsun, hayırlı kazançlar dileriz.
- Anlattıklarım gerçek fikirlerim; sadece satırlar dolsun diye anlatmıyorum. Samimiyetiniz ve sayfalarınızı bize ayırdığınız için teşekkür ediyor ve son bir şey eklemek istiyorum: Nazilli’nin kıymetini bilin.

